American Airlines ve Google, 35 Milyon Galon Sürdürülebilir Yakıt Anlaşması İmzaladı
Anlaşma, havacılık sektöründe önemli bir çevresel adım olarak değerlendiriliyor.
Kuzey Amerika’nın en büyük havayolu taşıyıcılarından American Airlines ve küresel teknoloji devi Google, sivil havacılık endüstrisinde net sıfır emisyon hedeflerine ulaşma noktasında dönüm noktası niteliğinde stratejik bir kurumsal iş birliğine imza attı. İki şirket, önümüzdeki üç yıllık süreci kapsayacak şekilde, toplamda 35 milyon galonluk Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) tedarikini ve kullanımını doğrudan fonlayan, küresel ölçekteki en büyük kamuya açık SAF çevre sertifikası anlaşmasını resmi olarak duyurdu.
Sivil havacılığın karbonsuzlaşma (decarbonization) sürecindeki en kritik katalizörlerden biri olan bu eko-sistem ortaklığı, geleneksel jet yakıtı (Jet-A) tüketiminden kaynaklanan sera gazı salınımlarını kurumsal düzeyde dengelemeyi (carbon offsetting) hedefleyen yeni nesil bir pazar modelini temsil ediyor.
Anlaşmanın operasyonel ve çevresel projeksiyonları incelendiğinde, söz konusu SAF hacminin uçuş operasyonlarında kullanımı sayesinde, yakıtın üretiminden tüketimine kadar olan tüm yaşam döngüsü (lifecycle) boyunca yaklaşık 300.000 metrik ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun atmosfere salınmasının önüne geçileceği öngörülüyor.
American Airlines, bu ölçekli bir SAF alım sertifikasyonu desteğiyle hem operasyonel karbon ayak izini doğrudan azaltmayı hem de sürdürülebilir yakıt endüstrisinin ihtiyaç duyduğu erken aşama sermaye akışını güçlendirerek pazarın üretim kapasitesini yukarı taşımayı amaçlıyor. Kurumsal seyahat ve dolaylı emisyon (Scope 3) azaltma hedefleri doğrultusunda projeye dahil olan Google ise havacılık gibi zorunlu emisyon üreten endüstrilerde yeşil dönüşümü teknoloji ve finansman gücüyle destekleme kararlılığını sergiliyor.
Sektör temsilcileri tarafından yakından takip edilen bu iki dev aktörün vizyoner ortaklığı, küresel sivil havacılık pazarındaki diğer havayolu işletmeleri ve çok uluslu kurumsal müşteriler için yeni nesil sürdürülebilirlik standartlarını belirleyen güçlü bir emsal teşkil ediyor.